BLOG

2 yorum var - 31 Ekim 2008 23:19

Güçlüyüm ile başlıyor her şey
Ve bir insanın özleminde son buluyor…
Nice fırtınalar atlattığına bakıyorsun
Gemiyi limana da getirmişsin de
Terde boğulmuşsun…
Çarptığın sarp kayalarda değil
Susmalarda dağılırsın…
Sonra kelimeler çıkagelir
Ardından türküler
Ve türkü tadındaki sevmeler gelir akla…
En kuytunda hissedersin nefesi…
Kokuyu hatırlarsın ve karanlığı…
Başın döner sanki bi küçük rakıyı tek başına içmişsin gibi…
Tadını anımsarsın anason kokar anıların…
Ve hiçbir şey olmamış gibi susarsın…
Kelimeler tükenmiştir…
Güçlüyüm diye başlarsın…
Tutarsın içinde çağlayan ırmakları akmasınlar diye…
Ve bir insanın özleminde son bulur ırmaklar…
Son neresi başlangıç neresi anlamazsın…

4 yorum var - 24 Ekim 2008 02:21

Rüzgar yüreğimi söküp götürmek ister gibi esiyordu
Etrafım demir parmaklık
Yüreğim güvercin kadar özgürdü oysa
Sigaramın yanışını izledim
İçime çektiğimdeki kıvılcımları gördüm burnumun ucundan
Burnumun ucunu göremeyen ben kıvılcımların içimi yakışını gördüm
Rüzgar tüm hiddetiyle esti yüzüme
Getirdi bir deniz kıyısından ay ışığını
Kırmızı kar yağsın istedim gerçek olsun diye kartlarda çıkanlar
Duman olup gittim yanan sigaramla
Havaya karıştı küllerim
Rüzgara bıraktım kendimi…

2 yorum var - 19 Eylül 2008 23:48

-bazen sihirli değneğim olsun istiyorum
+niye ki?
-zamanı durdururum belki diye…
+…
-zamanı durdurmak istiyorum ben bazen
+mesela şimdi dimi
-…

Ne çok boşluk vardı aslında ikisinin arasında…

biri uyurken onun nefes alıp verişini dinlemeyi yüzünün her kıvrımını izlemeyi seviyodu diğeri uyumayı …

biri rakının yakıcılığını karşısında oturanın teniyle ballandırıyodu diğerinin sevdiği damarlarındaki sarhoşluktu…

biri hiç güneş doğmasın istiyodu diğeri hiç uyanmamak istiyordu…

biri kaybolmak için liman seçiyordu diğeri zaten açık denizdi…

biri hep sığındı diğeri hep sarıldı…

biri içindeki herşeyi konuştu diğeri hep sustu…

biri kalmak zorundaydı diğeri gitmek…

biri elbet geri dönecekti diğerinin akrep ile yelkovanı birbirini kovalamaktan bıkmıştı…

birinin içi boş kaldı diğeri boşta…

biri bendim diğeri sen…

4 yorum var - 17 Eylül 2008 01:02

Dönerken eylül ekime
Beş dakika da olsa aynı şehirde olduğumuzu bilmek güzel
Gözün gözüme değmese de
Zihnine yansıdığımı bilmek de öyle
Yol üstlerini sevmişimdir hep
Uğramasa bile gelip geçen
Ardından el sallamak da güzel
Gece döner güne
Zaten sayılı gün dediğin de nedir ki
Çabuk geçer…

aferim6

hAyAt

1 yorum var - 16 Eylül 2008 01:25

Hayat bir denizdir
Gittikçe dalgalanır
Bir deniz
Kimi dalgalarla boğuşur
Kimi balık yer
Hayat bir denizdir
Bir çiçek gibi solar
Tıpkı insanlar gibi
Hayat gelmiş geçmiş
Anılardır
Olaylardır
Sevgilerdir
Aşklardır
Hayat bir denizdir
Veya denizde kaybolmuş bir gemi
Veya gemide kaybolmuş bir tayfa
Veya oyuncağını arayan bir bebektir
Hayat bir denizdir
Hayat anılardır
Aşklardır sevgilerdir
Oyuncağını arayan bebektir
Denizdir
Denizde kaybolmuş bir gemidir
Gemide kaybolmuş bir tayfa…

(11 yaşındaki bi kızın yazdığı ve cemal süreyya'ya gönderdiği şiirdir...)

7 yorum var - 03 Eylül 2008 00:52

Büyümenin bu kadar zor olduğu hiç aklıma gelmemişti oysa ki…
Büyüdükçe yitirilenleri görmeseydim eğer bilmezdim de bu kadar zor olduğunu.küçükken kolaydır herşey,kapıyı açamazsan eğer açacak birisi mutlaka vardır ya da karın acıkınca karnını birisi mutlaka doyurur başın okşanır istediğin alınır özlemezsin bi şekerlemenin tadını…
Sen büyürsün ve özlem büyür yüreğinde…en ihtiyacın olduğunda yalnızsındır…en ağlayasın olduğu zamanlarda başını dik tutmak zorundasındır…artık büyüksündür çünkü…çünkü büyükler hep güçlü olmak zorundadır…özelikle de acıyan yer sol yanınsa…
Kederlerden teselliler edinirsin kendine…kandırırsın biraz da kendini ellerin üşüse de hava sıcak dersin mesela…çirkinlikler sarmıştır ve sen hep güzellikler görmek için çabalarsın…ama illa gelir bulur seni çirkinlikler,onlara da eyvallah demeyi öğrenirsin…
Sevgiyi aramaktan vazgeçmişsindir,çünkü hep imkansızlıklardır sevdiğin…bi daha hiç göremeyeceklerin,sen görsen de seni görmeyecekler...ve sanırsın ki hep bişiye hasret öleceksin…ama bilmezsin de hasretin öldürmediğini…bi süre sonra alışırsın zaten ona da gözünden akan yaşın günlük rutinin oluverir işte o anda…
Bencil diilim bişileri isterken bu kez…dost bildiklerim olsun istiyorum sadece yanımda sevgilerden vazgeçtim…onlar zaten hiç dönmeyecekler…ayakta kalmanın bu kadar zor olduğu bi dönemde dost sesi duymak istediğim sadece boş gürültüler diil…
Mızıkçıyım belki ama büyümek birazda mızıkçı olmak işte…dokunamadıklarına dokunduğunu hayal etmek uzak nefesleri ensende hissetmek biraz da…
Ben de aranızdayım artık…ama hiç hoşbulmadım…

4 yorum var - 19 Haziran 2008 06:38

Gözlerin değdi gözüme ağladım bu gece hıçkırıklarla hem de…oysa güçlüydüm ben sen gittiğin günden benden vazgeçtiğin günden beri…en son görüşüm de bile bu kadar içim acımamıştı oysa ki neden ki yüreğime bu kadar hüzün salman? Seni sevdiğimden mi,yoksa vazgeçtiğinden mi?ama pişman değilim hiçbir şeyden…öğrettiklerin için teşekkürler…tesellilerin için de..ama artık onlara ihtiyacım yok,bil istedim…gidiyorum ben yolun nereye vardığı önemsiz.rakılı geceleri özleyeceğim,seni de…hüznünü alıyorum yanıma gözlerinle sözlerini bıraktım,bil istedim... ha yanımda inceden bir ezgi de götürüyorum,bilmesen de olur... zaten hoşuna gitmezdi işiteceklerin…
ardımdan deli diyorlar belki de yalan değil...

4 yorum var - 15 Haziran 2008 00:28

Sen gittin ya..
Kuşlar da gittiler…

Ne çok söylerdim sana bu cümleyi…
Oysa şimdi sesimi duymuyorsun ve kokun yok artık.Şarabım tatsız odam ıssız…Kelimeler boğazımda düğümleniyor nicedir ne çıkabiliyorlar ne de yutabiliyorum onları.Özledim seni…Baharın papatyayı özlediği gibi…
Mum alevinde gölgen düşüyor üzerime korkuyorum…oysa bizim gölgemiz hep ay ışığından olurdu yüreğimize de tuzlu deniz suyu serperdik…derin derin çekerdik serinliği ciğerlerimize…ürperirdim ben sen farketmezdin…ağustos böcekleri dışarıdalar seslerini duyuyorum.Baharı görmeden yaz gelmiş şaşıyorum…

Sen gittin ya…
Kuşlar da gittiler…
Sevdiğim şiirin bir kaç dizesi kaldı bana,
Hala şaşıyorum,
Yine de yaşıyorum…

1 yorum var - 05 Haziran 2008 16:40

hayatta ve ayakta kalmak her zamankinden daha da zor benim için sanma ki mutluyum huzurum yerinde.hep derdim huzursuzluğum değil huzurum ol diye...Huzursuzluğumdun,huzuru bulurum sandım,yanıldım...

herşeyi yaşayarak öğrenmek en iyisi dedim.yaşayayım dedim,yaşamak istemez oldum...artık kimseyi görmek istemiyorum hayatımda.çoğu kez mutluluğu hayal ederdim,şimdi hayal kurmaktan vazgeçtim karanlıkla sessizliği yaşıyorum.gündüzden de bıkar sesleri yırtar oldum kulaklarımdan...

sanma ki güçlüğüm ,çekip gidebilmek değildir güçlülük mücadele edebilmektir aksine.ben ne çekip gidebildim ne de mücadele edebildim.sıkışıp kaldım yani kelimelerin arasında kimbilir iki sözcük bir cümledir beni sarıp sarmalayan,işitilmeyeceğini bile bile söylediğim,yankısını duyarım belki diye sessizce beklediğim...

bencilim haklısın...kendi canımı kendim yakar oldum, başkasını daha çok sevmeyeyim diye belki de...

anlattığın masalları hala hatırlıyorum aklımın not defterindeler...fakat masallara inanmak için büyük, iki sözcük bir cümle için hala küçüğüm...

0 yorum var - 03 Mayıs 2008 14:55

Küçük bir kız vardı o gece kollarında hatırlar mısın?Gözyaşları yanaklarından süzülen ne olduğunu anlamamıştın hani,her şey bir anda oldu,o da anlamadı aslında.Çok kez düşünmüştü oysaki “ben ne yapıyorum” diye her seferinde vazgeçmek için geldi kapına “bu son” dedi “bu son sığınışım…” O da biliyordu ki ne ilkti ne de son… Daha ne kadar yakacaktın canını?Derin bir nefes aldı gözlerini kapadı sımsıkı “hadi masal perileri çıkın ortaya ve durdurun zamanı.” Usulca araladı gözlerini saatin tik taklarını işitti kulakları ve yanaklarından süzülmeye devam etti yaşları.Oysa ne olduğunu anlamamıştın,o da…Bu da neyin nesiydi?hep başı dik ayakları yere sapasağlam basan küçük kıza neler oluyordu böyle?Neydi canını yakan?İçinin zehrini akıtınca bitecek miydi her şey?Derin bir nefes aldı kapadı gözlerini ve açtı.Değişen bir şey yoktu pencereden dışarı baktı sabah olmak üzereydi.Başının döndüğünü fark etti aldırmadı nasılsa geçecekti her şey.Sabah olmak üzereydi güneş doğacak herkes bir yöne savrulacaktı yine her zaman ki gibi yağmurlar unutulacak…Peki güneş doğacak mıydı?Her ne olursa olsun dedi ve gömdü başını kokusunu çok sevdiği sığınağına huzurlu bir uykuya daldı.Deliksiz uyuyabildiği -sevgi molalarını saymazsak- tek yer burasıydı …
Sabah olduğunda derin bir nefes çekti o en sevdiği kokudan ve gülümsedi.Sanki bu sabah farklıydı,güneş başka parlıyordu.Hem kuşlar da vardı,bahar gelmiş olmalıydı… Kocaman gülümsedi hayata ve “merhaba” dedi yağmurlardan sonra çıkan gökkuşağına…Ama dakikalar geçtikçe anladı ki ne karabulutlar eksilmişti ne de yağmurlar…
Ve şimdi o küçük kız büyüdüğünü hissediyor…Masal perilerine “hoşça kal” dedi çoktan…Gözlerini kapamak yerine hep açık tutmayı tercih ediyor…Sığınmaktan vazgeçti…Sığınaklardan da…Ten kokusu yerine çiçek kokusunu tercih ediyor artık ve biliyor ki her doğan güneşle yeni bir gün başlıyor…Ama hala günleri saymaya devam ediyor yüreğine bir çentik daha atarak…Yağmurlar mı?Onlar hala yağıyorlar… Bulutları kovaladı sevmeye devam ediyor ama üşüyor…Ama hoşça kal diyebiliyor sana masal perileri misali senin tanıdığın o küçük kız…

jade libra hakkında:

16.10.1987 doğumlu, 21 yaşında. şu an yaşadığı yer İzmir.